Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mekke’nin Fethi - Nedenleri - Sonuçları ve Önemi
#1
[Resim: 145220938674781.png]

MEKKENİN FETHİ

Mekke'nin Fethi, 11 Ocak 630'da (Hicri: 20 Ramazan 8 ) Müslümanların, Kureyşlilerin elindeki Mekke'yi fethi olayı.

Nedenleri:
Bir süre önce Müslümanlarla Mekkeli Kureyşliler arasında Hudeybiye Antlaşması yapılmıştı. Mekkeli Kureyşlilerin müttefiki olan Beni Bekir kabilesi bu antlaşmaya aykırı biçimde, Müslümanların himayesindeki Huzaa kabilesine saldırdı.[2][3]

İslam peygamberi Muhammed Mekke'ye haber göndererek, öldürülenlerin kan bedellerinin ödenmesini veya Beni Bekir kabilesiyle olan ittifakın sonlandırılmasını, aksi halde Hudeybiye Antlaşması'nın bozulmuş sayılacağını ve savaşa mecbur kalacaklarını bildirdi. Mekkeliler, teklifleri reddettiler ve harbe hazırlanacaklarını bildirdiler.[4] Mekkeliler daha sonra fikir değiştirip Ebu Süfyan'ı Müslümanları bir barışa ikna etmesi için Medine'ye gönderdiler. Ancak görüşmelerden hiçbir netice alınamadı.

Fetih


İslam peygamberi Muhammed, Hicret'in 8. yılı, ramazanın 10. pazartesi günü 10 bin kişilik bir ordu ile Medine'den çıktı (1 Ocak 630).[5][6] 20 Ramazan'da (11 Ocak 630) Muhammed ordusunu 4 kola ayırdı ve ordusuna şu emri verdi:

"Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz."

Muhammed hareket emri verdi ve Fetih Suresi'ni okuyarak Mekke'ye girdi.[7] 3 kol herhangi bir direnişle karşılaşmazken Halid bin Velid'in komutasındaki 4. kol, İkrime bin Ebu Cehil önderliğinindeki küçük bir saldırıyı geri püskürttü.[8]

Muhammed, Mekke'ye girer girmez genel af ilan edildiğini bildirdi ve Ebu Süfyan'a bildirdiği şekilde, kimseye dokunulmayacağını ilan etti. Ardından içerisinde 360 put bulunan Kâbe'ye yöneldi. İsra Suresi'nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi. Daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kabe'yi tavaf etti.

Sonrası

Fetih sonrasında Muhammed, Kâbe'de ilk hutbesini verdi. Mekkelilerin şüphelerini de gidermek adına hutbesinde şu sözlere de yer verdi:

"Benim halimle sizin haliniz, [Yusuf]'un kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf'un kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum: 'Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah, sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir. [Yusuf Suresi] 92).' Gidiniz; sizler serbestsiniz."

---oOo--- ---oOo--- ---oOo---

Hudeybiye andlasmasina göre Huzaa kabilesi, Resulullaha,Bekirogullari kabileside Kureys kabilesi himayesine girmisdi.Fakat Bekirogullari kabilesi ansizin Kureyslilerden Saffan bin Umeyye,Ikrime bin Ebu Cehil, Süheyl bin Amr, Huveytib bin Abduluzza, Mükrez oglu Hafz ve bir kisim kureysli müsriklerle Huzaa kabilesi üzerine saldirmislar ve onlardan 23 kisiyi öldürmüslerdi.Bunun üzerine Huzaa kabilesinden Amr bin Salim Huzai 4I kisilik toplulukla peygamberimize geldiler ve olayi Resulullaha anlattilar. Resulullah Kureyslilere, ya bu saldirida öldürülen 23 kisinin diyetinin ödenmesini yada Kureyslilerin Bekirogullarinin himayesini birakmasini istedi. Kureysli Müsrikler bunlari da kabul etmediler.Fakat yinede anlasmayi bozduklari için içlerini korku bürüdü. Ve tekrar anlasma yapmalari için Ebu Süfyan-i Medineye yolladilar.

Ebu Süfyan Peygamberimizden ve Sahabilerden Eman dilediysede kabul görmedi ve mekkeye eli bos olarak döndü.Peygamberimiz büyük bir ordu hazirlayarak gizlice Mekke sehrini kusatti. Aniden basilan Mekkeli Müsrikler neye ugradiklarini sasirmislar ve savas hazirligini bile yapamamislardi. On ikibin kisilik büyük islam ordusu hiç bir büyük olaya karismadan kolayca Mekke sehrini fethetmislerdir.Hicretin sekizinci yilinda Resulullah (s.a.s.)’e boyun egen Mekke, bu tarihten sonra yeni bir dönemi yasamaya basladi. Allah Teâlâ’nin mübarek kildigi, Islâm dininin merkezi olan bu belde, sirkten, putperestlikten ve bütün diger hurafelerden arindirilmis yeni bir hayata kavustu. Daha önce bagimsiz bir sehir devleti olan Mekke’nin, fetihten sonra ekonomik ve sosyal durumu da degismisti. Mekke, ihtiyaçlarini temin edebilmek için ihtiyaç duydugu yogun kervan faaliyetlerine eskisi gibi bagimli degildi. Zira, Islâm devleti elde ettigi gelirleri ihtiyaç olan yerlere adil bir sekilde taksim ettigi için Mekke’nin ihtiyaç duydugu her sey Islâm devleti eliyle saglaniyordu. Ayrica eski ticarî faaliyetler, Mekke için artik hayatî olma özelligini yitirmisti. Mekke, Hac zamanlarinda çok degisik bir manevî atmosfer altinda hareketli ve canli günler yasiyordu. Bu zaman zarfinda çok yogun bir ticarî faaliyeti de sahne oldu. Ayrica Mekke, yeryüzündeki bütün müslümanlarin kalplerinde yasattiklari ve oraya ulasip, Hac ibadetini yerine getirmek için büyük fedakârliklari göze aldiklari bir manevî sehir olma özelligini kiyamete kadar sürdürecektir.
HUDEYBİYE ANLAŞMASI
Hudeybiye Antlaşması ya da Hudeybiye Barışı, 628 martında Medineli Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler arasında yapılan barış antlaşmasıdır.

Hicretin altıncı yılıydı. İslam hızla yayılırken Mekkeliler korku ve çaresizlik içindeydiler. Hendek Savaşı’ndaki başarısızlıkları da bu korku ve çaresizliği derinleştirmişti. Tam da bu sırada Peygamber Muhammed ve ashabı Beytullah ziyareti için Mekke’ye doğru yola çıktılar. Mekkeliler Müslümanların savaş için geldiklerini zannedip korkuya kapıldılar, anlaşma teklif ettiler. Böylece, 628 yılında Hudeybiye barış antlaşması imzalanmıştır. Hudeybiye ismini imzayı attıkları yakın köyün isminden almıştır. Bu antlaşma ile Mekkeliler İslam Devletini hukuken tanımışlardır.
Kendilerini Kâbe’yi ziyarete ve tavafa hazırlamış olan, hakikate ve doğru­lu­ğa müştak sahabeler, maddelerin dış görünüşüne bakıp, Hudeybiye Mua­hede ve Musalahasının aleyhlerinde olduğu kanaatine varmışlardı. Fakat za­manla sul­hün müspet neticeleri görülmeye başlayınca, Resûl-i Ekrem Efendi­mizin kara­rın­da ne kadar haklı olduğunu ve endişelerine de mahal bulunma­dığını anla­dılar!

Her şeyden evvel, İslam’ın amansız düşmanı olan Ku­reyş müşrik­leri, bu mua­hede ve musalaha ile İslam devletini resmen tanımış oluyorlardı.

Ayrıca bu anlaşma, diğer fetihlere de bir başlangıç olmuş, fetih kapılarının açıl­ması için bir anahtar teşkil etmiştir. Nitekim bu sulhü, daha doğrusu bu mâ­nevî fethi kısa bir zaman sonra Hay­ber’­in fethi ve ondan sonra da Mekke fet­hinin takip ettiğini görüyoruz.

Yine bu muahede ve musalaha sâyesinde, Müslümanlar için mânevî tebliğ­lerini harpten ve darptan uzak, emniyet ve huzur için­de yerine getirebilecek bir zemin ve imkân doğmuştur. Müslümanlarla müşrikler arasında birbirleri­nin vücudunu ortadan kaldırmak için cereyan eden harpler sebebiyle kimse kim­seyle temas edip görüşme imkânı bulamıyordu. Bu sulh devresiyle İs­lam’ın ve Müslümanların işine yarayacak bu geniş imkân meydana geldi.

Her ne kadar maddî kılıç bir müddet kınına sokulu durduysa da, Kur’an-ı Hakîm’in parlak mânevî kılıcı ortaya çıktı, kalp ve akılları fethe başladı. An­laş­ma sâyesinde Müslümanlarla müşrikler birbirleriyle serbest görüşme im­kânı bul­dular. Müslümanların yaşayışlarıyla gösterdikleri İslam’ın güzellikleri, on­la­rı kendilerine cezbetti. Kur’an’ın sönmez nurları, kavim ve kabilelerinden inat ve ta­as­sub­larını kırıp, mânevî hükmünü icra etti. Mesela, bir harp dâhîsi olan Hâlid b. Velid ve bir siyaset dâhîsi bulunan Amr b. Âs gibi, maddî kı­lıçla mağ­lubiyeti kabul etmek istemeyen zâtlar, bu sulh sâyesinde Kur’an’ın mânevî kı­lıcının câzibesinden kendilerini kurtaramayıp, Hz. Re­sû­lul­lah’ın huzuruna çıkarak teslimiyetlerini arz etmiş, Müslüman olmuşlardır.

Aynı şekilde, muahede ve musalahanın tanıdığı imkân dolayısıyla Mek­ke’den Medine’ye, Medine’den de Mekke’­ye ziyaretler, ticarî münâsebet­ler baş­ladı. Ku­reyş müşrikleri, Müslümanları yakından tanıma fırsatını buldu­lar: Onların doğruluklarına, dürüstlüklerine şahit oldular; Müslümanların na­sıl bir hürriyet havası içinde yaşadıklarını yakından takip ettiler. Bu arada, Müslü­manların telkin ve tavsiyesiyle, birçok müşrik, iman dairesine girdi. Ki­misi de iman ve İslam’a karşı besledikleri düşmanlıklarını yumuşatarak, imana karşı meyil gösterdi.

Hudeybiye Sulhü’nden Mekke’nin fethine kadar geçen iki sene zarfında Müs­lüman olanların sayısı, Resûl-i Ekrem Efendimizin peygamber olarak gön­de­rilişinden sulh gününe kadar geçen yaklaşık yirmi seneye yakın zaman için­de Müslüman olanlardan çok daha fazla olmuştur. Umre maksadıyla yola çı­kan sahabelerin sayısı bin dört yüz iken, iki sene sonra Mekke’nin fethine gi­dil­di­ğinde bu sayı on bini buluyordu! Bu da, Hudeybiye Sulhü’nün ne kadar ye­rin­de yapılmış bir antlaşma olduğunu açıkça göstermektedir.

Kur’an’ın Hudeybiye Sulhü’nü “Feth-i Mübîn=apaçık bir fetih” olarak tavsif etmesi de dikkat çekicidir. Hâlbuki, Müslümanlar, daha evvel de küçümsen­meyecek zaferler elde etmişlerdi. Fakat Kur’an’ın, bunları değil de, Hu­dey­bi­ye Sulhü’nü “Feth-i Mübîn” ola­rak nitelendirmesi, İslamiyet için asıl hakikî zafe­rin mânevî sahada ol­duğu gerçeğine işaret içindi. Nitekim İmam-ı Zührî, buna işaretle, “İslam’da, Hudeybiye Musalaha­sı’ndan önce, ondan daha büyük bir fetih olmamıştır”[36]demiştir.

İbni Mes’ûd’un rivayeti de aynı meâldedir: “Siz fetih olarak Mek­ke’nin fet­hini kabul ediyorsunuz; Hâlbuki, biz, asıl fetih olarak Hudeybiye Sulhü’nü sa­yı­yoruz!”[37]

Hudeybiye Muahede ve Musalahası, aynı zamanda, büyük bir siyasî za­ferdi. Çünkü Hayber Yahudilerini, kuvvetli dostları olan Ku­reyş müşriklerin­den tecrid ediyordu. Hayber Yahudileri için artık Ku­reyş müşrikleri yok de­mekti. Dolayısıyla, buranın fethi de, bu sâyede daha da kolaylaşıyordu. Nite­kim Resûl-i Ekrem, Medine’ye döndükten birkaç hafta sonra Hayber’in fethine muvaffak olmuştur.

Bütün bu neticeler görüldükten sonra, Hudeybiye Sulhü için Kur’an’ın, “(Ey Resûlüm!) Biz sana, gerçekten açık bir zafer verdik!” haber ve hükmünün ne kadar mûcizâne ve veciz olduğu açıkça anlaşılıyordu!

Kur’an-ı Kerim’in şu ayetini de hatırlatalım:

“Olur ki bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur ve bir şeyi is­tediğiniz halde, o hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilemezsiniz!”

Maddeleri

Müslümanlarla karşı taraf arasında 10 yıl savaş olmayacak, iki tarafın hiçbiri diğerinin malına ve canına el atmayacak.
Müslümanlar bu yıl Kâbe’yi ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek yıl üç günden fazla olmamak üzere Mekke’ye gelip Beytullah’ı ziyaret edecekler. Bu üç gün süresince Mekkeliler şehir dışına çıkacaklar.
Müslümanlardan Kureyş’e sığınacak olursa, geri döndürülmeyecek, fakat onlardan Müslümanlara sığınanlar geri döndürülecek.
Müslümanlardan hac, Umre ve ticaret için Mekke’ye gideceklerin canları ve malları güven altında olacak. Kureyş tarafında Mısır’a ve Şam’a gidenlerle ticarette bulunmak üzere Medine’ye gelenlerin de canları ve malları güven altında bulunacak.
Kureyş’ten başka diğer kabileler isterlerse Müslümanların, isterlerse Kureyş’in koruması altına girebilecek.

Önemi

Mekkeliler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul ettiler.
Barış ortamının oluşması İslamiyet’e geçişi hızlandırdı.
Mekke’nin fethi kolaylaştı

---oOo--- ---oOo--- ---oOo---

Mekke 1 Ocak’ta Fethedildi Yalanı

Tarihi bir bilim olarak değil de bir çatışma aracı olarak ele alanlar sürekli yalan üstüne yalan üretirler. Çünkü bu insanlar için tarih doğru bilgiye ulaşma ve ders çıkarma aracı değil gerçekleri çarpıtarak kendi ideolojisine uydurma aracıdır. Belgeden bilgiye ulaşmak yerine bilgiye göre belge uydurma yolunu izliyorlar. Durum böyle olunca yalan üstüne yalan biniyor çoğu zaman da bu yalanlar birbiriyle çelişiyor.

Bu yalanlardan biri de ”Mekkenin fethi” olayıdır. Özellikle son yıllarda kendisine islami kesim diyen ama gerçekte islamla alakası olmayan siyasal islamcılar yılbaşına alternatif yaratmak için ”Mekke’nin fethi 1 Ocaktır” diyip ”Mekke fethi kutlamaları” diye bir şey çıkardılar. Bu durum cahilliğin ortaya çıkardığı bir komedidir. Akılları sıra yıl başını ”hristiyan bayramı ” olarak gördükleri için buna karşı bir ”müslüman bayramı” uydurdular. Cehalet paçadan akıyor. Hristiyanların dini bayramı olan ”Noel’in” 25 Aralık olduğunu ve yıl başıyla alakası olmadığını mı anlatayım yoksa Mekke’nin 1 Ocakta fethedilmediğini mi? Konumuz Mekkenin Fethi olduğu için Mekke’den devam edelim

Mekke hicretin 8. yılında Hz Muhammed tarafından fethedilmiştir. Tarihi açıdan bakarsak islamın arap coğrafyasında merkezileşmesi açısından önemli bir olaydır. Mesele Mekke’nin fethi değil ne zaman fethedildiğidir. Bu konuda da bir çok tarihi kaynak ( İbn İshâk, İbn Hişâm, Belâzûrî, Vâkıdî, İbn Esir, İbn Kesir, Taberî) Mekke’nin fethi hakkında 20 ramazan 8 tarihini vermektedir. Bu tarihte miladi takvime göre 11 Ocak 630 dur.

Şimdi cahil yobaz her yalanı ortaya çıkarıldığında ”hani ispatı nerde” diyecek. Sanki kendisi her konuda belgeli konuşuyormuş gibi üstelik 1 Ocak olduğunun ispatı yokken… Bu yalanı deşifre edelim.

Mekke’nin fethinin 11 Ocak 630 olduğunun ilk ispatı çok basit.Hicrî takvimi milâdî takvime çeviren on-line takvim çevirme kılavuzuda hicri takvime göre 20 Ramazan 8 yazıp miladi takvime çevirdiğinizde karşınıza 11 Ocak 630 tarihi çıkıyor.Online çevirme kılavuzu aşağıdaki linktedir:

http://193.255.138.2/takvim.asp

Daha açık ve net göstermek için 20 Ramazan 8 yazıldığında 11 Ocak 630 tarihi çıktığını göstermek istiyorum

http://193.255.138.2/takvim.asp?takvim=2...ay=9&yil=8

Eeee bu kadar mı belki hatalı çevirmiştir diyenler olacaktır. Bunu da düşündüğüm için devletin resmi kaynaklarında Mekke’nin fetih tarihinin ne olarak geçtiğine bakalım.

Beşiktaş müftülüğünün resmi sitesinde Mekke’nin Fethi hakkında şu satırlar yazıyor:

Tarih bazı kaynaklarda 11 Ocak 630 olarak geçmekte ve 20 Ramazan Hicri 8. yıl Perşembe’ye tekabül etmektedir.

Diyanet takviminde 1 Ocak sayfasında Mekke’nin Fethi olarak ifade edilmektedir. Ancak http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basiliya...a=30&yid=1 adresindeki siyer bilgisinde “f) Mekke’ye Giriş (20 Ramazan 8 H./11 Ocak 630 M.)” olarak verilmektedir.

Aşağıdaki makalede ise “Kollar Mekke’ye Girerken Takvim yaprağı, Hicretin sekizinci yılı Ramazan ayının on üçü Cuma gününü gösteriyordu. Gün henüz yeni ağarmıştı.” olarak geçmektedir. Hicri-Miladi çevirim programlarında da bu Hicri tarih 4 Ocak 630 Perşembe tarihine denk gelmektedir.

Peygamber Efendimiz döneminde rü’yetin, bu tür hesaplama programlarında ise kavuşumun esas alınması sebebiyle hesaplama programları, 1 gün öncesini gösterebilmektedir. Günümüzdeki hesaplamalarda da bu yaşanmaktadır.

Doğru olan tercihin 11 Ocak olması gerekir. İlgililerine duyurulur.

http://www.besiktasmuftulugu.gov.tr/?&Bid=261886

Burada önemli olan nokta Diyanetin kendi yaptığı hatayı düzeltmesidir. Durum böyleyken yanlışta ısrar etmek niye?

Başka bir kaynak yine devletin resmi sitesinden. Milli eğitim bakanlığının İmam hatip ortaokullarında okuttuğu ”Hz. Muhammedin hayatı” kitabında Mekke’nin fethi 11 Ocak 630 olarak geçmektedir


Mekke’nin Fethi, Nedenleri ve Sonuçları


Mekke Suudi Arabistan’da yer alan, Hicaz Bölgesi’nin merkezi ve İslam aleminin en büyük kutsal şehridir. Arap Yarımadası’nın batısında, Kızıldeniz’in doğusunda yer alan Mekke kentinin ekonomisi günümüzde hac turizmine dayanmaktadır. Çünkü hac zamanı kent nüfusu normalin üç katına çıkmaktadır. Mekke İslamiyet öncesinde de Arap Yarımadası’nın en önemli ticaret merkezlerinden biriydi. Bu kutsal kentin Asya ile Afrika’yı birleştiren ünlü baharat yolu üzerinde yer alması değerine değer katmaktaydı.

Mekke geçmişi MÖ 2000’li yıllara kadar uzanan eski bir şehirdir. Kutsallığını Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed (SAV)’den aldığı sanılsa da, aslında şehrin asıl kutsallığı İbrahim peygamber dönemine dayanmaktadır.

Bilinen kaynaklara göre; İbrahim peygamberin ikinci eşi Hacer’den İsmail adında bir erkek evladı dünyaya gelir. Ancak bu durumu kabullenmek istemeyen ilk eşi Sare’nin isteği üzerine İbrahim peygamber Hacer’i ve oğlu İsmail’i alarak oradan uzaklaştırır. Allah’ın kendisine bildirmesi üzerine ikisini Mekke’nin olduğu yere getirir, bırakır ve geri döner. Bugünkü Mekke adı verilen alan çorak ve ıssız bir yerdir. Hacer ve oğlu burada yaşamaya çalışırlar. Kaynaklara göre buradan gelip geçen Arap kabilelerinden Cürhümiler, Hacer’in açtığı “Zemzem” adı verilen su kaynağının sayesinde buraya yerleşirler.

Daha sonra İbrahim peygamber buraya gelir ve yine Allah’ın ona bildirmesi üzerine, oğlu İsmail ile birlikte Kabe’yi inşa ederler. Kabe yüzyıllar boyu İbrahim peygambere inanan Müslümanların ibadet yeri olmuştur. 571 yılında ise İsmail soyundan, İslam dünyasının peygamberi Hz. Muhammed (SAV) burada doğmuştur.

Mekke’nin Fethinin Nedenleri

Müslümanlarla Kureyşliler arasında Hudeybiye Barış Antlaşması yapılmıştı. AncakKureyşlilerin yanında yer alan Beni Bekir kabilesinin antlaşma şartlarına uymayarak Müslümanların himayesinde bulunan Huzaa kabilesine saldırması üzerine Müslümanlarla Kureyşliler arasında gerginlik başlamıştır.

Hicretin 8. yılı Şaban ayında Beni Bekir kabilesi ansızın Huzaa kabilesine bir saldırı yapmıştır. Huzaa kabilesi ile Müslümanlar arasında çok eskiden beri süregelen bir dostluk vardı. Bu yüzden Mekke’de olan biten her şeyi Hz. Muhammed (SAV)’ e haber verirlerdi. Bu saldırıyı da peygamber efendimize bildirmişlerdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (SAV) Kureyş’e bir elçi göndererek, öldürülen Huzaalıların kan bedellerinin ödenmesini veya Beni Bekir kabilesinin himayesinden vazgeçmelerini istedi. Bunların kabul edilmediği takdirde savaş yapmak zorunda kalacaklarını söyledi. Kureyşliler bu iki şartı da kabul etmeyip Hudeybiye Antlaşması’nı bozduklarını bildirdiler.

Kureyşliler bir süre sonra antlaşmayı bozdukları için pişman oldular ve yeniden barış sağlanması için Ebu Süfyan’ı elçi olarak yolladılar. Ancak bu girişimleri pek işe yaramadı ve Medine’den olumlu yanıt alamadılar.


Mekke’nin Fethi (1 Ocak, 630)


Ebu Süfyan’ın barış adımlarını kabul etmeyen Hz. Muhammed (SAV) onun gitmesiyle birlikte gizlice fetih hazırlıklarına başladı. Ashabına fetih için hazırlanmalarını ve kendisine bağlı kabilelerin Ramazan ayının ilk günlerinde Medine’de toplanmaları emrini verdi.

Ramazanın 10. günü Müslümanlardan oluşan büyük ordu Hz. Muhammed (SAV)’in komutasında toplandı. Peygamberimiz kan dökülmesini istemiyordu ve ordusuna gerekmedikçe kimseyi öldürmemeleri emrini verdi. Müslümanlığın temelinde yatan Tevhid İnancıyla birlikte yola çıkıldı. 10 bin kişilik ordu, yolda onlara katılan birliklerle beraber 12 bin kişiyi buldu. O dönemde Mekke putperestliğin merkezi haline gelmişti. Amaç bu kutsal şehri putlardan temizlemekti.Hz. Muhammed (SAV)’in amcası Abbas Müslüman olmuş fakat bunu saklayarak Mekke’de yaşamaya devam etmişti. Bu sayede orada olan biten her şeyi peygamberimize haber verebiliyordu.

Mekke’ye 16 km. uzaklıkta bulunan Merru’z – zahran denilen yerde bir karargah kuruldu. Hava kararınca burada bir ateş yakıldı, bu sayede Kureyşlilere ordunun büyüklüğü gösterilmiş oldu. Yollar iyice tutulduğundan İslam ordusu Merru’z – zahran’a gelinceye kadar Mekkeliler hiçbir şeyden haber alamamışlardı. Bilgi almak için karargaha giden Ebu Süfyan yakalandı ve burada Müslüman oldu. Artık Mekke fethedilmiş demekti. Bunun üzerine Ebu Süfyan’a ordunun büyüklüğü, katılan kabileler bir bir gösterildi. Hayretler içerisinde kalan Ebu Süfyan Mekke’ye döndü ve Hz.

Muhammed (SAV)’in emrettiği üzere Mekke halkına yüksek sesle şunları söyledi;

– Muhammed (SAV)’e karşı koymamıza imkan olmayan bir ordu geliyor.
– Her kim Ebu Süfyan’ın evine gelirse emniyettedir
– Her kim silahını bırakır evine kapanırsa emniyettedir
– Her kim Harem-i Şerif’e sığınırsa emniyettedir. Ey Kureyş Müslüman olun ki selamet bulasınız.


Mekke’nin Fethinin Sonuçları (Sonrasındaki Gelişmeler)


Hz. Muhammed (SAV) ordusunu dört kısma ayırıp her birinin gireceği yerleri belirledi. Ebu Süfyan’a verdiği söz üzerine kan dökülmesine izin vermedi. 1 Ocak günü Mekke’ye giriş yapıldı. İlk olarak Kabe’nin etrafında ve içerisinde yer alan 360 put teker teker yıkıldı. Mekkeliler ilah diye taptıkları putların yıkılıp parçalanışını şaşkınlıkla izlediler. Daha sonra Hz. Muhammed (SAV) yanına Üsame, Bilal, Talha oğlu Osman’ı da alarak Kabe’ye girdi ve burada namaz kıldılar. Kabe’nin eşiğinde duran Hz. Peygamber kalabalığa karşı şu sözleri söyledi;

“Ey Kureyş cemaati! Size şimdi nasıl bir muamele yapacağımı sanıyorsunuz?”

Mekkeliler hep bir ağızdan “Hayır umuyoruz, sen kerim bir kardeş, alicenab bir kardeş oğlusun” diye cevap verdiler.

Bunun üzerine Hz. Muhammed (SAV) “Ben de size Yusuf’un kardeşlerine söylediği gibi “Bugün size hiçbir başa kakma, azarlama yok. Allah sizi bağışlasın. O merhamet edenlerin en merhametlisidir” (Yusuf Suresi) diyorum. Haydi gidiniz hepiniz serbestsiniz” dedi.


Mekke’nin Müslümanlar İçin Önemi


Mekke İslam aleminin peygamberi Hz. Muhammed (SAV)’in doğup büyüdüğü ve evlendiği şehirdir. Çocukluğu ve gençliği burada geçmiş 25 yaşında yine bu şehirde evlenmiştir. 40 yaşına geldiğinde ise Mekke’de Hira Dağı’nda bulunan bir mağarada ilk vahiy inmiştir. İslam’ın doğduğu ve en zor dönemlerinin geçtiği yer yine Mekke şehridir.

Mekke’yi Müslümanlar için önemli kılan diğer bir özellik ise Kabe’nin burada olmasıdır. İslam’ın şartlarından olan hac ibadeti Kabe’de yapılmaktadır. Dünyanın her yerinde bulunan Müslümanlar her yıl hac mevsiminde buraya gelir ve Kabe’yi tavaf ederler.


Kaynaklar :

1- Bazi internet sayflarindan alinti
2 -

^ http :// www. diyanet.gov. tr/yayin/basiliyayin/yweboku.asp? sayfa=30&yid=1
^ İbn-i, Hişam (1971). es-Siretun Nebeviyye(Sîre). Beyrut. c. 4 s.32.
^ SURUÇ, Salih (2005). Peygamberimizin Hayatı. İstanbul: Nesil Yayınları. ISBN 975-408-019-4 c. 2 s.470.
^ SURUÇ, Salih. a.g.e. c. 2 s.469,470,471.
^ http ://www.besiktasmuftulugu.gov.tr/?&Bid=261886
^ http :// www.i zmirdiyanet-sen. org/?Syf=18&Hbr=618215&/1-OCAK-630-MEKKEN%C4%B0N-FETH%C4%B0
^ Sahih-i Buhari, Mekke'nin Fethi Gazası URL erişim tarihi:04 Ağustos 2008
^ Hamidullah, Muhammad. a.g.e. Yenişafak. s. 88.

Ünal Kılıç, Psikolojik Taktik Ölümsüz Zafer Mekke'nin Fethi, Kayıhan Yayınları, İstanbul 2009, 151 sayfa

3 - https :// tibbiyelihikmet. wordpress. com

4 - http : // bilgihanem. com/mekkenin-fethi/

Etiketler : Mekke’nin Fethi ,Nedenleri ,Sonuçları, Önemi,Mekke 1 Ocak’ta Fethedildi ,Yalanı,Mekke 1 Ocak’ta Fethedildi Yalanı,





Signing of Karoglan [Resim: 149213423837045.png]
Alıntı
#2
Teşekkür ederim Baba paylaştığın için ellerine sağlık.




Alıntı
#3
Tesekkkkürharikaulade





Signing of Karoglan [Resim: 149213423837045.png]
Alıntı
#4
Tesekkkkürharikaulade




Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi